29 Haziran 2013 Cumartesi

Koşmaya gittim, gelicem :)


Bu sabah saati 07:00'ye kurmuştum ancak uyumak daha tatlı geldi, sabah koşamadım.  Kalktım baktım hava bulutlu ve rüzgar var, hah dedim öğleden sonra koşmaya gitmek için şartlar uygun, bahane yok :). Kahvemi içtim, üstümü giydim, birazdan evden çıkıyorum. Dünkü ağırlık antrenmanının etkilerini silmek için de, orta tempo koşu iyi gelecek.

Şunu her zaman hatırlayın, ne kadar yavaş koştuğunuzun önemi yok, her durumda koltukta oturmayı seçen herkesi  geçiyorsunuz. ;)

Hadi ayakkabılarınızı giyin ve koşmaya başlayın!


28 Haziran 2013 Cuma

Karides ve beyaz peynirli omlet


Haftasonu yine burada. Ben de güzel kahvaltı sofralarına protein deposu bir öneriyle geldim, bir Gordon Ramsey tarifi uyarlaması. Malzemelerde kesin miktar yok ama bir omlete, ne kadar içerik koyacağınızı ayarlayabilirsiniz diye düşünüyorum? :)


Dilekler her konuda gerçekleşmez



Şu andan itibaren dilemeyi bırakın ve amacınız için çalışmaya başlayın. Ben birazdan ağırlık çalışmaya gidiyorum, siz de henüz bugünlük sporunuzu yapmadıysanız, artık harekete geçin!

Aktif kalın!! :)


27 Haziran 2013 Perşembe

Koşu sonrası smoothie


Bir süredir uyku düzenim bozuldu. Normalde en geç 12:00'de uyuyan ben, bugünlerde 01:00 -02:00 den önce uyuyamaz oldum. Dolayısı ile sabah erken kalkıp, koşamıyorum, hava sıcak olduğu içinde ancak akşam 19:00'dan sonra koşabiliyorum. Bugün o zinciri kırdım, alarmı 06:45 e kurdum. 07:30 gibi dışarda, koşmaya hazırdım. Tam 1:30 dakika interval koştum ( 13,75 km ve 782 kalori :))  ve sabah koşmayı ne kadar sevdiğimi bir kez daha anladım. Eve geldim ve bu smoothieyi yaptım.

Hazırlık süresi: 5 dk

Malzemeler:

1 kivi

1 küçük salatalık

1 tatlı kaşığı yer fıstıgı yağı

1 avuç donmuş frambuaz

Biraz nane ve maydanoz

Biraz yağsız süt

4-5 adet buz


Önce blendera, sonra doğru mideye :)


Güzel bir gün olsun!




26 Haziran 2013 Çarşamba

Daha sıkı iç bacaklar




 Merhaba! Bundan bir kaç ay önce doktor bana iç bacak kaslarımın, dışa göre daha zayıf olduğunu söylemişti ama zaten bu bana bir sürpriz olmadı, gerçeği ben de kendi gözlerimle görebiliyordum.:) Şu an o zamana göre biraz daha gelişme göstesem de, hala yolun başındayım diyebilirim. Biraz önce iç bacak kaslarımı güçlendirmek için yapabileceğim egzersizleri ararken, bu videoya denk geldim. Hareketler nabzı da, çok düşürmediğinden hoşuma gitti. Lunges benim çokça yaptığım bir hareket ve farklı versiyonlarını denemek bana fazlasıyla uyar. Seri iç bacak kaslarını çalıştırırken, kalça ve karın kaslarını da unutmuyor. Pavla'nın önerdiği gibi her hareket( her bacak için) için 50 tekrar yapabilir miyim emin değilim ancak hareketleri zaman zaman programıma ekleyeceğim. Siz de denemek isterseniz, videoyu izleyin. Sorunuz olursa, ben buradayım.

 Hoşçakalın! x

25 Haziran 2013 Salı

Fit Hit : Michael Jackson - Don't Stop 'Till You Get Enough


Bugün onun 4. ölüm yıldönümü dolayısı ile fit hit için popun kralından daha iyi bir seçenek düşünemiyorum. Şarkı hem kıpır kıpır, hem de mesajlı. ;)

Kalbimizdesin...

Bugün yeni bir gün


Günaydın! :) Bugün yeni bir size adım atmak için başka bir şans, bu şansı değerlendirin ve kendinizi gururlandıracak bir şeyler yapın.

Yapabilirsiniz, biliyorum! ;)


24 Haziran 2013 Pazartesi

ZenceFit ne yedi?

Merhaba :) . Bugün blogda devamlı olacak bir bölüme daha giriş yapacağım. Yine sizlerden gelen istekler doğrultusunda, bazen tüm gün ne yediğimi belgeleyip, örnek olması açısından paylaşacağım.

Gün içerisinde ne yediğimi genelde, o gün yapacağım aktivite belirliyor. Mesela bunları yediğim gün 11:00'den sonra ağırlık antrenmanı yaptığım gibi. Normalde bu kadar geç kalkmıyorum ama belli ki, o gün biraz uyumayı tercih etmişim :).

Saat 08:45 -  1 bardak soğuk su : Kalkar kalkmaz mutlaka içiyorum, bazen içine limon da attığım oluyor.

Saat 09:00 -   1 dilim tam buğday kepek ekmeği üzerine yerfıstığı yağı ve yarım muz, yağsız sütlü kahve ile: Bazıları içerdiği yağ oranı sebebiyle en yer fıstığı yağını ideal spor öncesi besini olarak değerlendirmese de, protein de içerdiği için ben ara sıra yiyorum ve bu ikiliyi seviyorum. Egzersiz yaparken karbonhidratlar en iyi arkadaşınızdır, basit ve kompleks karbonhidratlar size egzersiz sırasında gerekli enerjiyi sağlarlar. Terlediğinizde düşen potasyum seviyesi için muz idealdir, ayrıca iyi bir karbonhidrat kaynağıdır. Bu üçlü size egzersiz için gerekli protein, karbonhidrat ve sağlıklı yağ üçlüsünü sağlayacaktır. Kahveyi de metabolizmayı hızlandırıcı etkisi olması sebebiyle terch ediyorum.



Saat 12:15 -  Yarım Unique : Son zamanlarda çok sevdiğim bir ara öğün seçeneği de, Unique protein barlar. Protein miktarının yüksek, şekersiz, tatlandırıcısız, doğal, düşük kalorili ve  tadı güzel olan bu ürün spor öncesi ve  sonrası için ideal atıştırmalık. Öğlen yemeği yiyeceğimiz ve light olana göre biraz daha çok kalori barındırdığı için, barın yarısı sevgiliyle paylaşılıyor.  Ben genelde Caffe Nero'lardan alıyorum.



Saat 13:00 - Et, yoğurt ve piyaz : Yine protein kaynağı olan yiyeceklere yöneliyoruz, yoğurt tam yağlı olduğu için onu az tüketiyorum, ekmek yemiyorum.


Saat 16:15 -  Doğadan 7 otlu çay ve 3 kuru erik : Demir eksikliğim olduğunda doktor kuru eriği günlük beslenmeme eklememi söylemişti, ara sıra yiyorum, bazen tarafımdan tatlı muamelesi de görüyor :).




Saat 20:30 -  Fırında pişmiş  et suyu soslu ( Gravy) tavuk göğsü ve ızgara kabak : Normalde akşam yemeğini bu kadar geç yememeye çalışıyoruz ancak o gün dışarıda işimiz olduğu  için biraz gecikmiştik.  Akşam yemeğinde yine protein başrolde, kabağın tarifini bir önceki postta bulabilirsiniz.





Tüm gün boyunca sadece 1 bardak su içmedim tabi ki :)) Yaklaşık 2 litre suyu da bunların yanısıra tükettim.

20 Haziran 2013 Perşembe

Acı biber ve naneli ızgara kabak



Mmmmm, bu son zamanlarda en sevdiğim sebze yemeklerinden biri olabilir. Sevgilimin ağzından "sen beni bu yemekle vegan yapabilirsin" cümlesi çeşitli defalar duyulmuştur. Renklerinin ve ayrıca içeriğinin ağızda yarattığı  farklı sürprizlerin hastasıyım :).

Hazırlık süresi : 15-20 dk

Malzemeler:

1 büyük veya 2 küçük kabak, dilimler halinde doğranmış

2 çorba kaşığı zeytinyağı

Tuz

Marine için:

1 diş sarmısak, dövülmüş

1 adet kırmızı acı biber, kıyılmış

Yarım avuç nane, kıyılmış

2 çorba kaşığı zeytinyağı

2 çorba kaşığı şirke


Yapılışı:

1. Izgara veya tavayı orta ateşte ısıtın.

2. Marine malzemelerini karıştırın, tuzla tatlandırın, bir köşede beklemeye alın

3. Kabakları çok ince olmayacak şekilde doğradıktan sonra,  zeytinyağı ve tuz ile karıştırın.

4. Kabakları ızgaraya dizin, her iki tarafında izler olacak sekilde, biraz yumuşayana kadar pişirin.

5. Pişen kabakları servis tabağına alın, beklettiğiniz marineyi üzerinde gezdirin.


Ben ılık olarak yemeyi seviyorum ama isterseniz, soğuk olarak da yenebilir.


Görüşürüz! :)


19 Haziran 2013 Çarşamba

Rumelihisarı hattı



Koşmayı  en sevdiğim parkurlardan birisi, evden Rumelihisarı'na koşmak. Aslında Valikonağı'nın sonundan Kuruçeşme'ye gelene kadar, insan ve araba trafiği çok olduğu için, o kadar rahat değil ama denizin yanından koşmaya başladığınızda, ilk kısmı çoktan kafanızdan silinmiş oluyor.  Yol dümdüz olduğundan sizi zorlamıyor, manzaraya baka baka koşuyorsunuz. 


17 Haziran 2013 Pazartesi

Nane soslu kuşkonmaz


İyi haftalar! Yine üzücü, yüreğimizi ağzımıza getiren,  gerçek anlamda! gözlerimizi yaşartan bir haftasonunu geride bıraktık, dileğim bundan sonra güzel şeylerin de olması veya daha fazla olması.

Haftaya kolay bir kuşkonmaz tarifiyle başlayalım. Bazı yerlerde hala bulunabilen taze kuşkonmazla yapılan bu tarifi  bu aralar yaptınız yaptınız, yoksa bir dahaki bahara saklayın :).  Martha Stewart'dan aldığım orijinal tarifte sadece tereyağ kullanılıyor, ben onu az tereyağ daha çok zeytinyağı karışımıyla uyguladım:


Hazırlık süresi: 15 dk

Malzemeler: 

1 demet kuşkonmaz

1 çubuk tuzsuz  tereyağı ( Az tereyağ, çok zeytinyağı)

Yarım fincan nane, doğranmış

Yarım çay kaşığı tuz

Çeyrek çay kaşığı  karabiber


Yapılışı: 

1. Kuşkonmazları odunsu bölümlerini kesip, yıkayın

2.Kuşkonmazları kaynayan suda, tuzla beraber yumuşayana ve parlak yeşil bir renk alana kadar, yaklaşık 3 dk haşlayın ve süzün.

3.Küçük bir kapta yağı, naneleri, tuz ve karabiber ile orta ateşte pişirin.

4. Kuşkonmazları bir tabağa alın, üzerlerinde karışımı gezdirin, şöyle bir karıştırın ve taze nane yapraklarıyla süsleyin.


Naneli yağ hava geçirmeyen bir kapta buzdolabında yaklaşık 1 hafta saklanabilir.  Bu kuşkonmazlar ızgara tavuk veya etin yanına çok yakışacaktır.


15 Haziran 2013 Cumartesi

Meyve sevenlerden misiniz?


Eğer tüketmiyorsanız, en azından bundan sonra  mevsiminde olan meyveleri beslenmenize ekleyin. Yediğiniz meyveler ne kadar çeşitli olursa, sağlık yönünden yararları da o kadar fazla olacaktır. Tüketim miktarı yaş, cinsiyet ve aktivite miktarına göre değişse de, yetişkin kadın ve erkekler için günlük tüketim miktarı 1,5 - 2 fincan (cup - 250ml)  arasıdır. Günde 30 dkdan fazla spor yapıyorsanız, harcadığınız enerji miktarına göre tüketimi biraz daha arttırabilirsiniz. 1 fincana örnek vermek gerekirse 1 büyük muz, 1 orta boy greyfurt, 1 elma, 8 büyük çilek sayılabilir. Meyve yiyemiyorsanız aynı miktarı, yapacağınız smoothielerle alabilirsiniz. Benim paylaştığım tariflerden yararlanabilirsiniz.

İyi haftasonları!

14 Haziran 2013 Cuma

Fit Hit: Florence and The Machine - Spectrum (Calvin Harris Remix)


Ülkedeki sözüm ona düzenlemeler ve olanlardan sonra artık rüyalarımızda göreceğimiz line up lara, iptal edilen festivallere gelsin :(


13 Haziran 2013 Perşembe

Nasıl koşmaya başladım ve koşu formu

Gelen yorumlardan ve maillerden  aranızda koşmaya başlamak isteyen çok kişi olduğunu biliyorum.  Çoğunuz nereden başlayacaklarını bilemediklerini, buna dair postları blogda görmek istediklerini söylediler.  Ben de 1 yıldır koşan biri olarak, yaşadıklarımı, bildiklerimi, öğrenmeye devam ettiklerimi, yeri geldikçe sizlerle paylaşacağım çünkü sokakta koşan, koşanlara hayalet görmüş gibi bakmayan insanların çoğalmasını istiyorum :)). Şaka bir yana ben de o insanlardan biriyken, nasıl koşan birisine döndüm, önce onun hikayesiyle başlayalım.



11 Haziran 2013 Salı

Acı soslu tavuk ciğeri


Başlıkta geçen tavuk ciğeri kelimelerini görünce bazılarınızın yüzünü buruşturduğunu görür gibiyim ancak her şeyin pişirme yöntemiyle daha güzel olabileceğini kanıtlamak için bu tarifle karşınızdayım :)  Ciğer tavuğun en atık olarak kısmı olarak bilinse de, yağlı pişirilmediğinde ve ölçülü bir şekilde yendiğinde beslenmenizin kalitesini yükseltir. Kolestrol bakımından yüksek olmasına rağmen ( Yüksek kolestrolünüz varsa tüketmeyiniz), protein, vitamin ve minareller ( fosfor, niacin) bakımından zengin olduğundan arada yenmesinin sakıncası yoktur. İçindeki demir oranı yüksek olduğundan, demir eksikliği olanlara da tavsiye edilir. Tarifimize geçmeden önce sizi bir konuda bilgilendirmem gerek. Eğer yapacaksanız, aynı gün için değil, bir gün sonraki menunuze dahil etmek üzere hazırlığınızı yapın, sebebi ise birazdan aşağıda:

Haziran Hedefleri

Günaydın!  Hedef koyup gerçekleştirdiğim, 1 ay geride kaldı. Gecikmeli olsa da, sonuçları sizinle paylaşma zamanı geldi. Önce Mayıs ayı hedeflerini değerlendirme, sonra sırada Haziran:


Kutucuklardaki işaretlerden gördüğünüz üzere, hedeflerime ulaşmış bulunuyorum, yiiihuu!!!  Şunu söylemem gerekir ki, Ocaktan beri spor ve beslenme yönünden en konsantre olduğum ve gayret gösterdiğim ay Mayıs oldu, sonuçlarını da aldım.  Kısaca sonuçlara göz atalım:

1. Mayıs ayında tam 22 gün egzersiz yapmayı başararak, kendi rekorumu kırdım. Bu bir önceki ayın tam 2 katı :)) .

2. 50,9 kg olarak başladığım ayı 1 Haziran'da 48,8 kg olarak tamamlayarak 2,1 kg verdim. Bozcaada tatilinin araya girmesine rağmen, sonuç beni şaşırttı dersem yalan olmaz. Zayıfsın dediğinizi duyar gibi oluyorum ancak bu konu ile ilgili hedefimi açıklarsam her şeyin daha iyi anlaşılacağını sanıyorum. Amacım yağ oranımı düşürüp, kaslarımın belirginleşmesini sağlamak ve devamında tüm vucudumda kas kütlesini arttırmak. Yağlar azalmadan, altındaki  o kaslar meydana çıkmıyor maalesef :(.

3. Haftada 1 kere salona gidip, ağırlık çalışmayı  başardım.

4. Tariflerimde de gözle görülür bir artış olduğunu düşünüyorum, devamı gelecek.


10 Haziran 2013 Pazartesi

Tekrar merhaba :)



Son iki haftadır içinde bulunduğumuz durum, hepimizi fazlasıyla üzdü ve belkide  bazılarımızın hayatını kökten değiştirdi. Çoğumuz istesek de, 2 hafta önceki hayatımıza artık geri dönemeyiz çünkü değişim geriye doğru işlemez. Olayların en sıcak olduğu zamanlarda, sosyal medyada birbiri ardına olanları takip etmeye çalışırken içimden ne yazmak, ne  beslenmeme dikkat etmek, ne sağlıklı yemekler pişirmek geldi ancak en azından ruh sağlığım için, spor yapmaya devam ettim. Bunu yaparken blogda  paylaşacaklarımın, dehşet verici günlük akış karşısında, önemini yitirdiğini düşündüm, bu sebeple de yazmadım, yazamadım.

Bugün Maçka Parkı'nda merdivenleri ardı ardına hızla çıkarken, gördüğüm manzarayı sizinle paylaşmak isterim. Bir masada iki sevgili oturuyorlardı. Erkek başını kızın dizlerine yaslamış, güzel bir sabahın tadını, tatlı bir muhabbet eşliğinde çıkartmaktaydılar. Öbür piknik masasında, 12-13 yaşında kızlı-erkekli bir grup, neşe içinde piknik yapmaktaydı. Fıskiyeler çalışıyordu, gökkuşakları oluşturarak. Yeni kesilmiş çimenlerin kokusu geliyordu biraz ilerden.  Ben düşünüyordum.. Biraz yağmur olmadan, gökkuşağı olmazdı, öyle değil mi?

Tüm bu yaşananların, savaşı verilenlerin bir kısmı günlük yaşantımızı özgürce devam ettirebilmek adına değil miydi ? Belki sevgilimizi metroda öpmek, belki korkusuzca düşüncemizi savunmak, belki bir ağaç gölgesinde uyumak, parklarda koşmak, deniz kenarında rakı-balığın keyfine varmak, istediğimiz gibi giyinmek... Aslında ne kadar sıradan görünen şeyler, ne zaman yasak olmuştu? İşte tüm bunlar aklımda, hayatlarımızda yaptığımız sıradan şeyleri devam ettirebilmek ve dayatmalara karşı çıkmak adına
( Normalde işim, blog yazarlığı olduğuna göre, işe bu kadar uzun süre gitmemek olmazdı öyle değil mi?)  bugün blog yazmaya devam etmeye karar verdim. Anlatacaklarım memleket meselesi olmasa da, sıradan yaşantımızı devam ettirmek adına, söyleyeceklerimin bir anlamı olduğunu düşünüyorum.

Daha hiç bir şey çözüme kavuşmadı, yolun başındayız ancak itiraf etmeliyim ki,  benim uzun zamandır ilk defa, bu ülke ile ilgili umudum var.  2 hafta önce böyle bir halk direnişi başlayacağını söyleseler eminim hepimiz gülerdik, aynen bir gün blogda böyle bir yazı yazacaksın deseler, benim hadi ordan diyeceğim gibi. Artık bu ülke 31 Mayıs 2013'den önceki ülke değil ve bu çok sevindirici bir gelişme.

Uzun lafın kısası,  ZenceFit ve Moda Cadısı bugünden itibaren normal seyrine geri dönecektir. Hayatımızda ne kadar önemli olduklarını, aslında hayatın kendisi olduklarını kaybedince anladığımız, sıradan şeyleri unutmamak adına,  paylaşımlarımı bloglarımdan, twitterdan, intagramdan ve pinterestten sürdürmeye devam edeceğim, sizleri de beklerim.

Direnişe selam, blog yazmaya devam! :))

Sevgi ve saygılarımla,

ZenceFit







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...